Title: Bilişim Sistemleriyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlâl Suçu
Reviewed by Av. Tuğsan YILMAZ on Feb 4
Rating: 5.0

İnsanların sosyal birer varlık olmaları sonucunda bireylerin yaşamları çoğu noktada kesişmekte ve bir başka deyişle sosyalleşmenin artışına paralel olarak bireylerin özgür yaşam alanları sınırlanmaktadır. Ancak bu sınırlama ‘özel hayat’ olgusundan öteye geçemez. Kişilerin şahıslarına münhasır, mahremiyet alanı içerisinde yer alan yaşantıları özel hayatın kapsamına dâhil edilmektedir.

Birçok ülkenin yasalarında kişilerin bu en özel alanının güvenliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmış ve yapılmaktadır. Ülkemizde de kişilerin özel yaşamlarının gizliliğinin sağlanması, en temel kişisel haklarının korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu 134. Maddede, Anayasanın 20. Maddesinde ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesinin 1. Fıkrasında özel yaşamın gizliliğinin sağlanmasına yönelik tedbirler ve cezaî müeyyideler öngörülmüştür. Söz konusu ihlâl TCK’da yer alması ile birlikte kanunsuz suç ve ceza olmaz (nullum crimen, nulla poena sine lege) ilkesi uyarınca suç hâlini almıştır. Söz konusu suçu, diğer adî suçlardan ayıran özellikleri ise özel hayatın gizliliğine saygı göstermenin öncelikle bir anayasal güvence altına alınmasıdır.

Anayasanın 20. maddesinde ‘herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz’ hükmü yer almaktadır. Anayasal güvence altına alınan bir hakkın ihlâl edilmesi hâlinde anayasal bir suç işlenmiş olacağını söylemek mümkündür. Bir diğer özel durum ise hakkın AİHS 8/1 hükmünde yer alması ile uluslar arası bir statü kazanması ve buna bağlı olarak uluslar arası hukukta da bir yargılama yapılabilme imkânı tanımasıdır. AİHS’nin temel hak ve hürriyetlere ilişkin düzenlemelerine o denli itibar edilmektedir ki Anayasanın 90. Maddesinin 4.fıkrasında şu husus belirtilmektedir; AİHS’de yer alan usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. Bu nüansla birlikte özel hayatın gizliliğine saygı hakkının gerek ulusal gerekse uluslar arası hukuk bağlamında ne denli önem arz ettiğini tartışmaksızın kabul edebiliriz.

Suçun Cezaî Boyutu

TCK 134/1 hükmü; Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Görüldüğü üzere kanun koyucu nitelikli hâl olarak suçun bilişim veya teknolojik sistemler aracılığı ile işlenmesi hâlini esas almıştır. Suçun kanunda belirtilen nitelikli hâller vasıtasıyla icra edildiği takdirde suçun ağırlaştırılacağını belirtmektedir.

134/2 hükmünde ise özel yaşama ait olan verilerin ifşası hususuna değinmektedir. Kanuna göre; kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Bu da suçun bir diğer nitelikli hâlini oluşturmaktadır.

İfşanın hukuka aykırı olması muhakkaktır bununla birlikte herhangi bir sebeple hukuka uygun olması hâlinde suçun oluşumundan bahsetmek mümkün değildir. Kanun koyucu,  elde edilen görüntü veya sesli verilerin ifşasının yapılış biçimine herhangi bir değer atfetmemiştir. Özel yaşamın gizliliğini ihlal etmek ayrı bir suç; bu suçun görüntü veya seslerin kayda alınması sureti ile icrası başka bir suç; hukuka aykırı bir biçimde ele geçirilen verilerin ilgilinin rızası dışında ifşası ise bir başka suç olarak kanunda düzenlenmiş, farklı müeyyideler öngörülmüştür.

Avukat Tuğsan YILMAZ
H.Alper ÇABUK

Bir önce yazımız; Bilişim Sistemine Girme Suçu ve Ceza Davası

DMCA.com Protection Status