Title: İŞÇİ VE İŞVEREN ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE ŞEKİL
Reviewed by Av. Tuğsan YILMAZ on Jun 7
Rating: 5.0

İşçi ve işverenin irade beyanlarının açıklanması hukuksal olarak ‘şekil’ kavramının varlığını gerektirmiştir. Taraflar arasında akdedilmesi planlanan sözleşme yasal olarak belirli bir şekle bağlanmış ise taraflar hukuk düzenince öngörülen şekle bağlı olarak sözleşmeyi akdetmek ile yükümlüdür. Aksi takdirde sözleşmenin geçerliliğinden bahsedilemeyecektir. Diğer bir deyişle sıhhat şartının noksanlığı sözleşmenin mutlak butlanla batıl olmasına sebebiyet vermektedir. İş Hukuku kapsamında aşağıda da değindiğimiz üzere geçersizlik baştan itibaren değil ileriye yönelik uygulanmalıdır.

Türk hukuk sistemimiz bakımından, Borçlar Kanunu’ nda düzenlendiği üzere sözleşmelerde kural olarak ‘şekil serbestisi’ benimsenmiştir. Şekil serbestisi öngörüldüğü takdirde, sözleşme akdetme niyetinde olan taraflar bu sözleşmeyi yazılı ve belirli şartlara bağlı olarak iradeleri doğrultusunda kararlaştırdıkları ölçüde akdedebilecekleri gibi sözlü olarak da akdedebileceklerdir. Her türlü izahtan vareste olduğu üzere, sözlü olarak akdedilen, işçi ve işveren arasında yer alan sözleşmelerdeki uyuşmazlıklarda karşı tarafın sözleşme ile bağlı olduğu yükümlülüğünün ispatı güç olacaktır. Bu nedenle sözleşmelerin yapılmasında belirli bir şekle uyma zorunluluğu sözleşme kapsamının net olarak belirlenmesine, tarafların düşünmeye sevk edilmesine ve uyuşmazlığın varlığı halinde ispat açısından kolaylık sağlamaya yardımcı olmaktadır. Zaman kaybına yol açması, hukuki işlemi güçleştirmesi ve şekil noksanlıklarına bağlı olarak hukuki işlemi geçersiz kılması şekil şartının olumsuz yönleri olarak gösterilebilir.

4857 Sayılı İş Kanunu’ nun 8. maddesi uyarınca aksi belirtilmediği takdirde iş sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir. Böylelikle kanun metninde aksi belirtilmedikçe ibaresinden şekil şartının kural olarak öngörülmediği ancak yine kanun tarafından istisnai olarak şekle bağlılığın zorunlu kılınabileceği ortaya konmaktadır. İş hukuku bakımında yazılı şekil zorunluluğu getiren sözleşmeler;

  • Belirli Süreli İş Sözleşmesi
  • Çağrı Üzerine Çalışmayı Öngören İş Sözleşmesi
  • Takım Sözleşmesi
  • Çıraklık Sözleşmesi
  • Gemi Adamı ile Yapılacak İş Sözleşmesi
  • Gazeteci İle İşveren Arasındaki İş Sözleşmesi
  • Toplu İş Sözleşmesidir.

Yazılı şekil şartına tabi olmaksızın taraflar arasındaki iradeye göre sözlü veya yazılı olarak akdedilebilecek sözleşmeler;

  • Belirli Süresi Bir Yıldan Az Olan İş Sözleşmeleri
  • Belirsiz Süreli İş Sözleşmeleri
  • Süreksiz İş Sözleşmeleridir.

4857 Sayılı İş Kanunu’ nun 8. maddesinde  Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.’ denmekte ise de aynı kanunun 11. maddesinde   …işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.şeklinde düzenlenmiştir. Birbiri ile çelişen bu iki madde açısından önceki İş Kanunu döneminde sorun yaratmayan 8. madde hükümlerinin uygulaması yerinde olacaktır. Buna göre, sadece belirli süresi bir yılı aşan iş sözleşmeleri yazılı yapılmak zorundadır. Kuşkusuz bunun dışındaki iş sözleşmelerini de taraflar dilerlerse yazılı olarak yapabilirler.

Kanunda açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, yazılı şekil koşuluna uymaksızın işçinin ve işverenin sözlü olarak anlaşması durumunda ne olacaktır? Borçlar Kanunu kapsamında aksi belirtilmedikçe kanunun aradığı şekil koşulu geçerlilik koşuludur. Şekil şartına uygun olarak akdedilmeyen iş sözleşmesi geçersizlik yaptırım ile karşılaşacak olsa da iş hukukunun işçiyi koruyucu yapısı gereği geçersizlik baştan itibaren değil ileriye dönük hüküm ve sonuç doğurmalıdır.

Yazılı sözleşme olmayan durumlarda işveren işçiye en geç 2 ay içinde çalışma koşullarını gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen iş sözleşmeleri için bu yükümlülük söz konusu değildir. İş Kanunu’ nun 8. maddesinin 3. fıkrası gereği belirli süreli iş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, işveren bu belgeyi fesih tarihinde vermek zorundadır.

Av. Tuğsan YILMAZ