Title: Ceza Kanununda Etkin Pişmanlık
Reviewed by Av. Tuğsan YILMAZ on Sep 18
Rating: 5.0

5237 sayılı yeni TCK’nın benimsemiş olduğu suç teorisi içerisinde cezayı azaltan şahsi sebepler adı altında birtakım düzenlemeler yer almaktadır. Suç; hareket, netice ve illiyet bağı üçlüsünün bir araya gelerek oluşturduğu fiil ile somutlaşmaktadır. Hareket, suçu oluşturan ana faaliyettir ve bu hareket bir neticeyle sonuçlandığında suçun unsurları kendiliğinden oluşmaktadır. Ancak hareket ve hareketin sebep olduğu netice arasında illiyet bağının kurulabilmesi bu hususta şarttır. Nitekim gerekli illiyet bağı kurulamamışsa neticeyi oluşturan durumun söz konusu hareketten kaynaklanmadığı aşikâr olacaktır. Bu durumda da fiilin neticeye sebep olmadığını, dolayısıyla da suçun oluşmadığını söyleyebiliriz.

Neticenin gerçekleşmesi ile suç tamamlanmış olmaktadır. Pek tabii bu varsayımlar söz konusu fiilin Türk Ceza Kanunu’nda birebir suç tipi olarak düzenlenmiş olması şartı altında ele alınacaktır. Bu da tipiklik unsurunun bir gereğidir.

Etkin pişmanlık, cezayı ortadan kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler arasında yer alan bir düzenlemedir. TCK 168. maddede düzenlendiği şekliyle her suç tipi için uygulanabilir nitelikte bir hüküm değildir. Ancak kanunda özel olarak belirtilmiş olan sınırlı sayıdaki suç tipleri için etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilmektedir. Bu suçlar; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK 110), malvarlığına karşı işlenen suçlar (TCK 168), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ticareti ya da kullanmak için satın alma, bulundurma (TCK 192),  suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK 221), zimmet (TCK 248), rüşvet (TCK 254), iftira (TCK 269), yalan tanıklık (TCK 274).

Etkin Pişmanlık Hangi Şartlarda Gerçekleşir?

Suçun tamamlanmasına binaen, suçta TCK kapsamında etkin pişmanlığa dair bir hüküm bulunmalıdır. Cezayı kaldıran veya indiren bir başka şahsi sebep ise gönüllü vazgeçmedir. Etkin pişmanlık hükümlerini gönüllü vazgeçme hükümlerinden farklı kılan da suçun tamamlanmış olmasıdır. Suç henüz tamamlanmamışken etkin pişmanlık hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır.

Akabinde failin veya suça iştirak eden kişi/kişilerin bizzat kendisinin pişmanlık göstererek aynen iade veya zararın tazminini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu durum cezayı kaldıran veya azaltan şahsi sebep olmasından ileri gelmektedir. Müşterek olarak işlenen suçlarda faillerden birinin etkin pişmanlık göstermesi ve sebep olunan zararın tazmini sonucunda suça iştirak eden diğer şerikler bu durumdan faydalanamayacaktır. Failler her ne kadar suçu müşterek olarak işlemiş olsalar bile etkin pişmanlık mekanizması şahsi prensiple çalışmaktadır.

Zararın kısmi anlamda tazmin edilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle mağdurun rızası aranmaktadır. Bu durumda söz konusu mağduriyet henüz giderilmemiş olduğundan rıza olmaksızın etkin pişmanlık mekanizması çalışamayacaktır.

Bir başka önem arz eden husus da, etkin pişmanlığın ne zaman söz konusu olduğu ile alakalıdır. Bu halde kovuşturma başlamadan önce gösterilen etkin pişmanlık ile kovuşturma esnasında gösterilen etkin pişmanlık halleri cezaî indirim açısından büyük önem arz etmektedir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmeden önce gösterilmesi halinde, verilecek ceza yarısına kadarı indirilir. Etkin pişmanlık durumunda hâkim maddede belirlenen oranda cezada indirim yapabilir. Bu konuda, hâkime etkin pişmanlığın samimiyetine ve zararın tazmin edilen miktarına göre, takdir yetkisi tanınmıştır. Bu hükümle, özel düzenleme içeren yağma suçunun söz konusu olması hâlinde de, cezada belli oranda indirim yapıl­ması yolu açılmıştır.

Kanunda ise hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs, karşılıksız yararlanma ve banka/kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarında aynen iade veya tazminin kovuşturma başlamadan önce yapılmış olması halinde cezanın 2/3 oranına kadar, kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmeden önce yapılması durumunda ise 1/2 oranına kadar cezanın indirilmesi öngörülmüştür.

Av. Tuğsan YILMAZ                                                                                                          
Av. Halil İbrahim ÇELİK
Alper ÇABUK

Ceza davası sürecini geniş bir biçimde aktardığımız ve ceza yargılamasında ceza avukatının rolüne değindiğimiz bir önceki yazımız olan Ceza Avukatı ve Ceza Davası Süreci başlıklı bir önceki yazımızı da okumanızı öneririz.