Title: BOŞANMA NEDENLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER
Reviewed by Av. Tuğsan YILMAZ on Jan 17
Rating: 4.5

Medeni Kanunumuz boşanma sebeplerini 161-166 madde arasında saymıştır. 166. madde hariç diğer maddeler boşanmanın sebeplerini özel olarak düzenlediği için onlara özel boşanma nedenleri denmektedir.

 Zina

 Zina Medeni Kanun madde 161’de açıklanmıştır. ‘’ Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.  Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.’’ Boşanma nedeni sayılması için zinanın isteyerek yapılmış olması gerekmektedir. Zina bir suç değildir sadece boşanma nedenidir. Bir kez dahi zina yapılması boşanma için yeterlidir. Zinanın varlığı için evlenmenin geçerli olması aranmaz. Geçersizlik kararının verilmesine kadar olan sürede yapılan zina da boşanma sebebi olarak. Mahkemenin ayrılık karası süresi içerisinde yapılmış olan zina da boşanmaya başka bir sebeptir. Zina fiilinin suçüstü yakalanma durumu çok ender olduğu için zinaya karine oluşturacak davranışlar zina sebebi sayılırlar. Kanun maddesinde dendiği gibi zinadan dolayı boşanma davası açmanın bir hak düşürücü süresi vardır. Bu süreler zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve zina fiilinin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıldır. Zina birden çok kez işlenmişse bu süreler son zina fiilinden itibaren başlar. Zina fiilini affeden eş bu sebeple boşanma davası açamamaktadır. Af haricinde zinaya rıza gösterme durumunda ise Yargıtay’ın yaygın kararına göre eş yine zina sebebiyle dava açabilir.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Medeni Kanun madde 162: ‘’ Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.’’ Hayata kast durumunda önemli olan niyettir. Eşin bu eylemi düşünmesidir. Kural olarak hayata kast durumunda ayırt etme gücü olmayanların eşlerine yaptıkları bu fiilden dolayı boşanma davası açılması mümkün değildir; ancak kendi istemiyle ve kendi rızasıyla ayırt etme gücünü kaybediyorsa hayata kasttan dolayı dava açılabilir. Pek kötü davranış ise eşlerden birinin diğerine karşı vücut bütünlüğünü ihlal edici hareket olarak nitelendirilebilir. Bu fiilin bir kez yapılmış olması boşanma davası açmak için yeterlidir. Onur kırıcı davranışta ise bu sefer eşlerden birinin diğerinin onuruna hakaret söz konusudur. Bunlar genellikle manevi saldırılardır. Bu üç hal için kanun bir hak düşürücü süre getirmiştir. Bu sebeplerin öğrenilmesinin üzerinden 6 ay veya herhalde bu fiillerin gerçekleşmesinden başlayarak 5 yıldır.

Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme

 Madde 163- ‘’Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.’’ Burada önemli olan suçun küçük düşürücü bir suç olmasıdır. Bu suçlarda kanunda sayılmamış hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Bu küçük düşürücü suçun boşanma nedeninin unsuru olabilmesi için evlendikten sonra işlenmiş olması gerekmektedir. Haysiyetsiz hayat sürme durumları da kanunda sayılmamıştır. Bunlar da hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Haysiyetsiz yaşam sürmenin bir defa yapılması boşanma sebebi değildir. Kanunun lafzından anladığımız üzere bu haysiyetsiz yaşam sürmenin süreklilik içerisinde olması gerekmektedir. Tüm bu iki nedenden dolayı dava açılabilmesi için diğer eşin birlikte yaşamayı sürdüremeyecek durumda olması aranmaktadır. Hem küçük düşürücü suç işleme hem de haysiyetsiz yaşam sürme durumlarında kanun diğer hallerin aksine bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bunlara maruz kalan eş her zaman boşanma davası açabilecektir.

Terk

Madde 164- ‘’Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise;  terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.’’ Kanun bize tüm terk durumlarını açık açık saymıştır. Burada önemli olan husus terkin en az 6 ay sürmesidir. 6 aydan önce terke dayalı boşanma davası açılamamaktadır. Bu süre içinde diğer eş ortak konuta geri dönerse dava hakkı düşmüş olur. 6 aylık süreden sonra istenildiği vakit dava açılabilir. Herhangi bir sınırlama söz konusu değildir. Kanunda söylenen ihtarın terk eden eşe terkin 4. ayından itibaren yapılması gerekmektedir. Boşanma davasının açılabilmesi için gereken 6 aylık sürenin 4 ayı ihtardan önce 4 ayı da ihtardan sonradır. Yargıtay’a göre iki aylık sürenin başlangıcı ihtarın terk eden eşe tebliğ tarihidir. İhtarı yapan eş bunu yaparken diğer eşin ortak konuta dönüp evlilik birliğini gerçekten sürdürmek istiyor olması gerekir. İhtarın samimi olarak yapılması gerekmektedir.

Akıl Hastalığı

Madde 165- ‘’Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.’’ Akıl hastalığının ne zaman başladığının bir önemi yoktur. Önemli olan akıl hastalığının boşanma davası sırasında olmasıdır. Davanın açılması için herhangi bir hak düşürücü süre yoktur. Davanın açılmasına tek engel akıl hastalığının geçmiş olmasıdır.

Yazarlar:

Av. Tuğsan YILMAZ
Av. Halil İbrahim ÇELİK
Huk. Fak. Öğ. Duhan SAĞLAM