Title: Ceza Davasında/Yargılamasında Tutuklama
Reviewed by Av. Tuğsan YILMAZ on Jul 4
Rating: 5.0

Ceza Hukuku ve mevzuatı bakımından soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki ayrı aşama bulunmaktadır. Bu nedenle hukuk davalarında olduğu üzere ceza davasını bireysel olarak açmak söz konusu olamamaktadır. Soruşturma aşamasının sona ermesi ile birlikte C. Savcısı “yeterli suç şüphesi” nin varlığı halinde iddianame düzenleyecek ve düzenlenen iddianamenin kabulüyle cezai kovuşturma(ceza davası) başlayacaktır.

Tutuklama Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenleniş biçimiyle bir ceza olmamakla birlikte tedbir mahiyetindedir. Soruşturma aşamasında şüpheli yahut kovuşturma aşamasında(ceza davası) sanık hakkında “kuvvetli suç şüphesi” nin bulunması halinde tutuklamaya karar verilebilir. Diğer bir ifadeyle ceza davasının açılması için “yeterli suç şüphesi” nin varlığı yeterli iken tutuklu yargılama için “suç şüphesinin kuvvetli”  olmasının aranması tutuklamanın istisnai olarak yapılması gerektiğine ve esas olanın tutuksuz yargılama olduğuna dalalettir.

Tutuklama kararı yalnızca mahkeme(hakim) tarafından verilebilir. Bu durumda C.Savcısı kişinin tutuklanmasına karar veremeyecek olup soruşturma aşamasında şüphelinin tutuklanması talebiyle mahkeme(hakim) kararının alınmasını talep edebilecektir. Kovuşturma(ceza davası) aşamasında ise yargılamayı yapmakla görevli ve yetkili ceza mahkemesi tutuklamaya karar verebilmektedir.

Şüpheli veya sanık üzerine atılı şüpheden kurtulmak için lehe olan hususları soruşturma ve kovuşturma aşamasında ileri sürebilmeli, lehe olan delillerin toplanmasını ivedilikle isteyebilmeli ve tutuklama talebinin nedenlerinin aksini ispat etmeye yarar nitelikteki emareleri sunabilmelidir. Şüpheli veya sanığın suçu işlemediği yönündeki beyanlarına dayanak olacak olan delillerin toplanmasına yönelik talepleri ivedilikle karara bağlanmalıdır.

Ceza soruşturması bakımından tutukluluğa karar verecek olan sorgu mahkemesi tarafından lehe delil toplanması amacıyla tanık dinlenebilir mi?

Hukuki mevzuatımız bakımından sorgu hakimliğince şüphelinin tutuklu yahut tutuksuz yargılanmasına karar verileceği celsede tanık dinlenebileceği yahut dinlenemeyeceğine yönelik açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak uygulamada sorgu hakimlerinin tanık dinlemekten imtina ettikleri görülmektedir. Halbuki Ceza muhakemesi Kanunu’ nun 147/1-f. maddesi uyarınca şüpheliye üstüne atılı suçtan kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılmalı, lehe olan hususları ileri sürebileceği bildirilmelidir. Kanunun bu maddesinin yorumu ile açık hüküm bulunmamasına rağmen gözaltı süresi içerisinde lehe olan delillerin toplanması bakımından tabir-i caiz ise eli kolu bağlı bulunan şüphelinin tanık deliline dayanması ve tanığın sorgu mahkemesince dinlenmesini talep etmesi kanaatimizce zaruridir. İlgili merciinin bu talebi dikkate alarak savunma hakkına binaen sorgu esnasında tanık dinlemesi gerektiği ve şüphelinin lehe delil toplanması yönündeki hükmün güncel vakıalarda uygulanması gerektiğini bir kez daha tekrarlamakta fayda olacağı kanaatindeyiz.

Hangi hallerde kişinin tutuklanmasına karar verilebilir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’ nun 100/3 maddesi uyarınca “Katalog Suç” olarak kabul edilen suçlar bakımından tutuklama kararı verilebilmektedir. Ancak CMK’ nın 100/3 maddesi uyarınca dahi tutuklamanın zorunlu olduğu anlamına gelmemektedir. “Kuvvetli suç süphesi” nin varlığı ve mevcut deliller ve şüpheli veya sanığın eylemleri arasındaki illiyet bağının somut olarak tutuklama kararında tartışılması gerekmektedir.

CMK nın 100/1 maddesi içeriğinde tutuklama kararı verilebilmesi için aranan şartlar açıkça belirtilmiştir. Tutuklama kararının gerekçeli olması gerekmektedir. Tutuklama kararında yer alan gerekçelerin somut bir biçimde olay örgüsüyle bağdaşır nitelikte sunulması gerekmektedir. Uygulamada tutuklama kararı veren bazı mahkemelerin kararlarında yalnızca “mevcut delil durumu” , “ şüphelinin/sanığın kaçma ihtimalinin varlığı”, “tüm delillerin toplanmamış oluşu”, “tüm dosya münderecatı”, “sabit ikametgâhının bulunmaması” gibi tek tip gerekçelerle tutuklama kararı verildiği görülmektedir. Özünde yukarıda yer alan ibarelerin tutuklamaya gerekçe olarak gösterilmesi mümkün değildir. Zira somut olayla bağdaşır ve tutuklama kararını destekler nitelikteki şüpheli yahut sanık eylemleriyle illiyet bağı dahi kurulmamıştır.

Örneğin, tutuklama kararında gerekçe gösterilen “kişinin kaçma ihtimalinin bulunması” kanaatine nasıl ulaşılmıştır? Kişi kolluk kuvvetlerinin nezaretinde iken kaçmaya mı teşebbüs etmiştir? İsnad edilen suç ile ilgili olarak yakalanacağını anlayınca seyahat için bilet mi almıştır?

Tüm delillerin toplanmamış oluşu yahut delillerin karartılması ihtimali gerekçe gösterilerek verilen tutuklama kararlarında hangi delillerin karartılma ihtimalinin bulunduğu dahi bilinmemekte iken, somut bir emare yahut kanaat uyandırıcı bir eylem dahi yok iken gerekçe olarak gösterilmesi adalete olan güvenin sarsılmasına dahi neden olabilecektir.

Tutuklama kararı verilirken karar gerekçelerinin somut ve kanuna uygun olması gerekmektedir. Kanunun doğrudan uygulanması, AİHM mahkemesinin AİHS md. 6 kapsamındaki kararları da ele alındığında elzemdir.

Av. Tuğsan YILMAZ

Ceza yargılamasında ifade/beyan nasıl verilir? başlıklı yazımızı okudunuz mu?