Title: Tehdit Suçu, Şartları, Unsurları ve Ceza Davası
Reviewed by Av.Tuğsan YILMAZ on Apr 22
Rating: 5.0

Tehdit Suçu

Tehdit; kelime anlamıyla hayata, bilgiye, her türlü faaliyete, çevreye veya mülkiyete zarar verme potansiyeline sahip ve tehlike oluşturacağına işaret eden doğal veya insan davranışı bir olaydır. Türk Ceza Kanunu ise hürriyete karşı suçlar başlığı altında 106. maddesinde tehdit suçunu hüküm altına almış ve kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, malvarlığına yönelik saldırı gerçekleştirme konusunda yapılan fiilleri yaptırıma tabi tutmuştur.

Türk Ceza Kanununun tehdit suçunu düzenlediği bu ilgili madde ile koruduğu hukuki değer, kişinin iç huzuru ve manevi özgürlüğüdür. Çünkü tehdit ile birlikte mağdur kararlarını özgür verememekte ve manevi anlamda kendini huzurlu hissetmemektedir.

Tehdit suçu ilgili kanun maddesinde ikiye ayrılmış şekilde hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu ilk olarak ” Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi ” ifadesiyle hayata, vücut dokunulmazlığına veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir tehditleri kişinin hem kendisine hem de yakınlarına karşı yöneltilmesini cezai yaptırıma bağlamıştır. Fakat devamında ikinci olarak ” Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit ” ifadesiyle malvarlığına yönelik tehditleri yalnızca kişinin kendisine yönelik olduğu takdirde cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu durumdaysa tehdit suçu; hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa karşı tehdit ve malvarlığına karşı tehdit olmak üzere ikiye ayrılarak incelenmek durumundadır.

Tehdit Suçu Şikayete Tabi Midir?

İkiye ayırarak incelediğimiz tehdit suçunda ilk olarak kişinin kendisinin veya yakınlarının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına karşı yapılacak tehditlerde fail hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur ve şikayete tabi değildir. İkinci olarak; kişinin malvarlığına yönelik yapılan tehditlerde ise fail hakkında 6 aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur ve failin yargılanabilmesi için mağdurun şikayette bulunması şarttır.

Tehdit suçu kural olarak resen soruşturulup kovuşturulan bir suçtur. Ancak ilgili kanun maddesinin ilk fıkrasında da belirtildiği üzere tehdit suçunun kişinin malvarlığına karşı yöneltilmesi halinde soruşturulması şikayete bağlı bir suç haline gelecektir.

Tehdit Suçunun Unsurları

Tehdit suçu, fail ve mağdur açısından bir özellik arz etmemektedir. Herkes fail veya mağdur olabilir. Ancak tehdit suçu kişinin iç huzurunu bozmaya yönelik bir eylem olduğundan mağdurun bu eylemin sonuçlarını kavrayabilecek ehliyette olması gerekmektedir. Aksi halde tehdit suçu oluşmayacaktır. Tüzel kişilerin iç huzuru ve manevi özgürlüğünden bahsedilemeyeceğinden mağdur sıfatını taşıyamazlar. Ayrıca tehdit suçunun oluşabilmesi için mağdur belirli olmalıdır. Bir veya birden fazla kişi hedef alınmadan yöneltilen ifadeler tehdit suçu oluşturmayacak, ifadenin büyüklüğüne göre TCK madde 213’te bulunan “halk arasında korku ve panik yaratma” suçunu oluşturacaktır.

Suçun maddi unsurunu oluşturan hareket, failin iradesiyle kişinin kendisine veya yakınlarına gelecekte bir kötülük yapılacağının bildirilmesidir. Bu durumda suç failin iradesiyle yaptığı hareketlerle ortaya çıkacağından failin iradesi dışında gerçekleşecek olaylar tehdit suçunu meydana getirmeyecektir. Ayrıca fail tarafından bildirilen kötülük de geleceğe ilişkin olmalıdır, geçmişte olmuş olayların ifade edilmesi yine tehdit suçunu meydana getirmez. İlgili maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere tehdit, kişinin iç huzurunu ve maneviyatını etkileyecek nitelikle olmalıdır. Gerçekleşmesi imkansız bir zarardan söz ediliyorsa ya da kişide korku uyandırmayacak nitelikte bir ifade söz konusuysa tehdit suçu oluşmaz. Kişide korku uyandırmaya elverişli ifadeler ise objektif ölçüde değerlendirilmelidir. Bu durumda tehdidin karşı tarafça ciddiye alınmamış olması ve kişinin çok cesur birisi olması suçun oluşmasını engellemez. Aynı durumda objektif olarak korkutucu nitelik taşımayan söylemler kişinin cesaretinin daha az olması sebebiyle korkmuş olması o söylemi tehdit haline getirmez.

Öte yandan uğratılacağı bildirilen zararın haksız olması gerekmektedir. Şöyle ki; kişi kanundan doğmayan bir fiil gerçekleştireceği ifadesinde bulunmuş olmalıdır. Yani kişinin kanunen kendisine sağladığı hakları yerine getirmesi veya getireceğini ifade etmesi tehdit suçunu oluşturmaz. Bu durumda kişinin yetkili makamlara başvurması veya hukuka uygunluk sebeplerinden herhangi birisini yerine getirmesi bir tehdit olarak algılanmayacaktır.

Bununla birlikte tehdit suçunda zarar verileceği bildirilen hakkın hukuki açıdan korunuyor olması gerekmektedir. Örneğin  ” Seninle bir daha konuşmam” gibi ifadeler hukuki açıdan korunmayan bir ilişkiye istinaden söylendiğinden tehdit suçunu oluşturmayacaktır. Ayrıca gerçekleştirileceği söylenen zarar da belirli olmalıdır. Örneğin ” O zaman görürsün” gibi belirsiz ifadelerle zararın boyutu anlaşılamayacağından kişide korku ve endişe yaratması beklenemez, bu durumda da suç oluşmayacaktır. Fakat yine de kişiler arasındaki olayın akışından bu şekilde belirsiz ifadeler, üzeri örtülü şekilde kişinin hayat, vücut veya cinsel bütünlüğüne zarar verecek nitelikteyse suçun oluşacağı su götürmez bir gerçek haline gelecektir.

Tehdit suçunun hayata, vücut veya cinsel bütünlüğe karşı işlenmesi durumunda doğrudan mağdurun zarara uğratılmasına ilişkin bir söylem değil mağdurun yakınlarının zarar uğratılacağına ilişkin bir ifade de suçu oluşturur. Kanun hükmünde bahsedilen “yakınlar” ifadesi dar anlamda akrabalık ilişkisini ifade etmemekte, mağdurun yakınlık ilişkisi kurduğu üçüncü kişileri ifade etmektedir. Fakat burada yakınlık açısından dikkat edilecek husus, tehdit edilen üçüncü kişinin zarara uğrayacak olma fikri mağdurda korku ve endişe yaratmalıdır.

Tehdit suçu genel kastla işlenebilen bir suçtur, suçun işlenebilmesi için herhangi bir saik aranmaz. Bu durumda tartışılması gereken birtakım konular bulunmaktadır. Öncelikle doktrinde de tartışmalı olarak kişinin şaka amacıyla söylediği sözlerin tehdit suçunun oluşturup oluşturmayacağıdır. İfadenin şaka amacı taşıması suçun oluşması açısından herhangi bir nitelik arz etmeyecektir. Çünkü tehdidin oluşması için bir saik aranmamaktadır. Keza mağdurda korku ve endişe yaratacak ifadeler bu suçu oluşturacağından failin şaka amacıyla yönelttiği söylemler mağdurda ciddi anlamda korku ve endişe yaratmışsa tehdit suçunun oluşacağı sabittir. Bir diğer tartışmalı durum ise kavga anında ve sinirle yöneltilmiş ifadelerin bu suçu oluşturup oluşturmayacağıdır. Bu durumda Yargıtay kararları incelendiğinde her iki kararın da verildiği görülecektir ve bu karışıklık İçtihatı Birleştirme Kurulunun önüne gittiği halde bu kararların birleştirilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilmeye gidilmemiştir. Bu durumda kavga anında ve sinirle sarf edilmiş söylemlerin tehdit unsuru oluşturup oluşturmayacağı konusunda bir netlik yoktur. Olayın koşulları objektif olarak değerlendirildiğinde bir kanıya varılması gerekmektedir.

Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri

Türk Ceza Kanunu 106. Maddenin ikinci fıkrasında tehdit suçunun nitelikli hallerini hüküm altına almıştır. Bu durumda tehdidin;

Silahla

 Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle

Birden fazla kişi tarafından birlikte

Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, işlenmesi halinde

suçun nitelikli hali oluşacak ve cezai yaptırımı 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ceza olacak şekilde artacaktır.

Tehdit suçunun silahla işlenmesi, silahın fail tarafından kullanılması; mağdurun bizzat silahı hissetmesi, görmesi; tehdidin mağdur üzerinde etkisinin artması ve ciddiyet kazanması ile oluşabilir. Bu durumda esasen silah niteliği taşımayan bir cismin mağdur tarafından silah olarak algılanarak korku ve endişesinin artması silahla tehdit suçunun oluşmasına engel değildir. Fakat burada dikkat çekilecek husus suç işlemeye elverişli olmayan cismin mağdur tarafından silah olarak algılanmasının gerekliliğidir, aksi takdirde bu nitelikli hal oluşmayacaktır.

Tehdit suçunun kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle işlenmesi esasen mağdurun bu durumda kendisini faile karşı korumasının güçleşeceği, böylelikle de korku ve endişesinin artacağı sebebiyle nitelikli bir hal oluşturur. Failin bu aşamada korkutucu bir kılığa girmesine gerek yoktur. Burada amaç mağdurun, faili tanımamasıdır.

Suçun imzasız mektupla işlenmesi ile kastedilen ise failin kimliğinin mektuptan anlaşılamamasıdır. Bu durumda mağdur kendisine kim tarafından zarar geleceğini bilmemekle beraber, kendisini savunma olanağı azalacak ve endişesi artacaktır. Belirtilen bu nitelikli hal günümüz koşullarınca değerlendirilmesi ve mektup yerine sms, mail gibi iletişim araçlarıyla da işlenebileceği düşünülmelidir.

Tehdidin özel işaretlerle işlenmesi yine mağdurda korku ve endişenin artmasına neden olacağından nitelikli hal olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu özel işaret mağdurda belirli sonuçları çağrıştırmalıdır. Bu işaretlerin bir anlam taşımasına gerek yoktur. Mağdur söz konusu işareti gördüğünde kendisin bir tehdit altında olduğunu anlaması suçun nitelikli halinin oluşması açısından yeterli olacaktır.

Tehdit suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi yine mağdurdaki etki dolayısıyla nitelikli hal olarak değerlendirilmiştir. Birden fazla kişinin tehdidi neticesinde mağdur kendisini daha zor koruyabilecektir, bunun neticesinde de psikolojik olarak korku ve endişesi artacaktır. Tehdit suçunun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için birden fazla kişinin aynı anda fail olması gerekmektedir. Fail haricindeki diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olması mağdur üzerinde aynı etkiyi yaratmayacağından nitelikli hal oluşturması da mümkün olmayacaktır.

Tehdit suçu işleyen kimsenin bir suç örgütünün ismini kullanarak mağduru tehdit etmesi, inandırıcılık ve korkutuculuk açısından mağdurda daha büyük bir etki yaratacağından yine nitelikli hal olarak sayılmaktadır. Söz konusu örgütün niteliği önemli değildir. Örgüt isminin kullanılması toplumda bir endişeye yol açıyor olması nitelikli halin oluşması için yeterli düzeydedir.

Kanun koyucu Türk Ceza Kanununun tehdit suçunu ele aldığı 106. maddesinin son fıkrasında tehdit suçu haricinde “kasten öldürme, kasten yaralama veya mal varlığına zarar verme” suçlarını da işlemişse bu suçlardan ayrıca cezalandırılacağını ifade etmiştir.

Tehdit Suçunda Teşebbüs

Kişi zarar oluşturacağı söylemini mağdura ulaştırdığı anda tehdit suçu oluşacağından esasen teşebbüse elverişli bir suç değildir. Fakat suç hareketi bölünebiliyorsa örneğin bu suçun mektup aracılığıyla işlenmesi durumunda olduğu gibi teşebbüs mümkün hale gelecektir.

Tehdit suçunun aynı kişiye birden fazla kez işlenmesi durumunda zincirleme tehdit suçu oluşacaktır ve buna göre artırıma gidilerek bir cezaya hükmedilecektir.

Tehdit suçu aynı zamanda bir başka suçun unsuru veya nitelikli halini oluşturuyorsa bileşik suç meydana gelecek ve kişi ayrıca tehdit suçundan yargılanmayacaktır. Ayrıca kişi tehdit suçunu oluşturan söylemin devamında tehdit konusunu gerçekleştirmişse yine kişiye ayrıca tehdit suçundan ceza verilmez, bahsi geçen hukuka aykırı eylem nedeniyle ceza verilebilir.

 

Tehdit suçu sadece yalnızca yüz yüze işlenmemektedir. Günümüzde teknolojinin sunduğu imkanlar düşünüldüğünde e-mail ile, sosyal medya ve arkadaşlık siteleri aracılığıyla, telefonla, sms ile, telefonda yer alan whatsapp, message me benzeri uygulamalarla, skype vb. uygulamalarla da işlenebilmektedir. 

Aşağıda tehdit suçunun unsurları bakımından bir Yargıtay kararına yer verilmiştir.

 

 YARGITAY 4.CEZA DAİRESİ

2008/20321 E., 2010/18535 K., 08.11.2010 T.

TEHDİT SUÇUNUN UNSURLARI

 1-) Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur.

Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.

2-) Kavga ve tartışmanın, oluşan haksız fiil yönünden koşulları varsa, yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.

 

DAVA VE KARAR

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ KARARI

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur.

Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.

Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.

Kavga ve tartışma sırasında haksız bir filin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin ( gazabın ) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.

Somut olayda sanığın katılana “seninle dışarıda görüşeceğiz” biçimindeki sözlerle tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında sözlerin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu gözetilmeden dosyadaki kanıtlara ters düşen gerekçeyle katılanın ben sanığın tehdidinden korkmam dediğinden bahisle suç öğeleri yöntemince tartışılmadan beraat kararı verilmesi,

2- Sanığın hakaret suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında, kendisinden yazı ve imza örnekleri alınırken başka katibe yönlendirilmesinin ne şekilde haksız fiil oluşturduğu kararda açıklanıp tartışılmadan ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi,

SONUÇ

Bozmayı gerektirmiş ve o yer C.Savcısı ile katılan vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün ( BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,  oybirliğiyle karar verildi.

Yazarlar:

Avukat Tuğsan YILMAZ
Avukat Halil İbrahim ÇELİK

Bir önceki ceza hukuku makalemiz olan İnternet Vasıtasıyla İşlenen Hakaret Suçu ve Ceza Davası nda Türk Ceza Kanunu bakımından hakaret suçu, internet aracılığıyla hakaret, hakaret suçunun ispatı ve ceza davasında yargılama bakımından bilgiler yer almaktadır.